ATATÜRK HAVALİMANI’NDAKİ HURDA UÇAKLAR

Atatürk Havalimanı’yla ilgili bilmemiz gereken ilk şey, buranın hala bir havalimanı olduğu.

Atatürk Havalimanı’na uçaklar inip kalkmaya devam ediyor. Terminal kapalı, artık hiçbir yolcu burayı kullanamaz ama kargo uçakları ve VIP uçaklar hala Atatürk Havalimanı’nı kullanmaya devam ediyor.

Atatürk Havalimanı’nın arazi şu an Türkiye’deki en değerli arazilerden biri ve akıbeti halen net değil. Havalimanı’nın terminal binası kapatıldı. Çok yakında kargo operasyonları da İstanbul Havalimanı’na kaydırılacak ve havalimanı tamamen kapanmış olacak. Havalimanı kapandıktan sonra bu çok değerli arazi her ne olacaksa, bugün o arazi üzerinde duran 17 hurda uçağın orada olmaması gerekiyor.

Bu uçakların akıbetinin ne olacağı sorusunun cevabına geleceğiz ama önce bu uçakların burada ne işi olduğu, neden çürümeye terk edildikleri sorusunun cevabını verelim.

Aslında çürümeye terk edilen her hurda uçağın ayrı bir hikayesi var. Büyük çoğunluğu iflas etmiş havacılık şirketlerine ait uçaklar.

1983 yılında yürürlüğe giren sivil havacılık kanunu ardından Türkiye’de havayolu şirketi furyası başlamıştı. Genellikle charter uçuşlar yapmak için çok küçük filolarla şirketler kuruldu. Hatta bazı şirketlerin filosunda bir tane uçak bulunuyordu.

O yıllarda Türk sivil havacılık tarihi çok ilginç şeylere şahit oldu. Bence Türk tescili ile uçan Tupolev’ler en ilginç hadiselerin başında geliyordu. 1990-1994 yılları arasında aktif olan Greean Air isimli Türk şirketi 3 adet Tupolev 154 ve 2 adet Tupolev 134’dü Türk tescili ile uçurmuştu. Ayrıca Active Air ve Holiday isimli Türk şirketleri de TC işaretiyle Tupolev 154 operasyonları yapmıştı. Bence daha da ilginç ve heyecan verici olanı, Sultan Air isimli Türk şirketin Sovyet bayrak taşıyıcı Aeroflot’tan, Sovyet tescili ile lease ettiği Tupolev 154’tü.

İşte böyle ilginç ve heyecan verici şeylere sahne olan havayolu şirketi furyası, 2000’li yılların ortalarına doğru sona erdi. Havacılık sektörünün yaşadığı krizlerin yanı sıra, bazen tek uçaktan oluşan küçük filoların yaşattığı sıkıntılar, sektördeki eğitimli insan sayısının az olması, alt yapı yetersizlikleri derken 1983’den sonra kurulan 60’a yakın şirketin büyük çoğunluğu iflas etti.

Bosphorus Europen Airways de bunlardan bir tanesiydi. 2002 yılında kuruldu ve 2004 yılına kadar faailiyet gösterdi. Filosunda 2 adet Boeing 737-300 ve 3 adet Airbus A300 vardı. Şirket 2004 yılında iflas etti. İflas eden şirketin uçakları ise öylece Atatürk Havalimanı’nda kaldı. Aynı durum FLY AIR uçakları için de geçerliydi. 1989 yılında kurulan şirket, uzun yıllar charter sefer düzenledikten sonra 2003 yılında tarifeli seferlere de başladı. 2007 yılının başlarında iflas eden şirketin uçaklarından biri de Atatürk Havalimanı apronunda uzun süre bekledi.

Bahsettiğim FLY AIR’e ait A300, 2016 yılında aprondan çıkarıldı ve Atatürk Havalimanı’nın yanındaki Dünya Ticaret Merkezi’nin bahçesine, cafe&restoran projesi için götürüldü. Artık nasıl bir hukuki süreç sonucunda bu uçağın satışı gerçekleşti bilmiyorum. Atatürk Havalimanı apronundaki esaretten kurtulabilen bir diğer uçak ise bu özel jet olmuştu. TC-LEY tescilli, HFB 320 Hansa tipi özel jet, Aralık 2012’de aprondaki hurdalıktan kurtuldu ve müzelik oldu. Almanların ürettiği ilk ticari jetlerden bir tanesi olma özelliğini taşıyan uçak, 1969 yılında yılında üretilmişti. Değişik kanat yapısı ilk bakışta onu farklı kılmaya yetiyordu. Bu özel uçak, şuan da Koç Müzesinde sergilenmekte.

Hurda uçaklar, eskiden genel havacılık apronunda duruyorlardı. Hava kuvvetleri ile gerekli anlaşmalar sağlanınca yeni yapılan apronların olduğu yere taşındılar. Bugün bu uçakları en yakından görebileceğimiz yer, tabii ki Flyinn’in terası. Tüm yaşanmışlıklarıyla parçalanacakları günü bekliyor koca bebekler…

Bu gördüğünüz fotoğrafları yıllar önce bir basın toplantısı için genel havacılık apronuna girdiğimde ben çekmiştim. Dikkat ettiyseniz halen MNG’nin uçağı da var, ayrıca Air Adriyatic isimli bir Hırvatistan merkezli bir şirkete ait bir MD-83 de orada. MNG muhtemelen A300’ünü parçalarını kullanmak için orada tutmuştur. Air Adriyatik uçağı ise 2007 yılında bakım için İstanbul’a gelmiş ve daha sonra şirket batınca uçak İstanbul’da sahipsiz kalmış.

Hurda uçaklar arasında Tarhan Air’e ait MD’ler de mevcut. Tarhan air… Bir de TC-KEP tescilli bir Antonov AN-12 kargo uçağı var. Bu Türk tesciline giren tek AN-12….

Dediğim gibi aslında şu an orada bulunan her uçağın ayrı bir hikayesi var ve bir sebepten dolayı tekrar uçamayacak duruma gelmişler. Peki bundan sonra ne olacak?

Hurda uçaklarla ilgili en büyük problem, herhangi bir bedel ödemeden yer işgal ediyor olmaları. Özellikle Atatürk Havalimanı bir dönem ciddi park sıkıntısı yaşamış ve hurda uçakların işgal ettiği park alanları sık sık gündeme gelmişti. Şimdi ise kapanan havalimanında kalmış olmalarıyla gündemdeler.

Biliyorsunuz daha önce Sabiha Gökçen Havalimanı’nda terk edilmiş bir Boeing 707’nin videosunu yapmıştım. Erzurum Havalimanı’nda da bir Ilyushin 76 mevcut onunda videosunu yapmıştım. Yani hurda uçaklar Atatürk Havalimanı’na has bir durum değil. Türkiye’nin çeşitli havalimanlarında başka hurda uçaklarda var…

Geçtiğimiz Temmuz ayında, havalimanlarındaki hurda uçaklarla ilgili yönetmelik yayımlandı. Yönetmeliğe göre 6 aydan uzun süre havalimanında bekleyen hava aracının sahibine ya da işletmecisine konma-konaklama ücretleri ile vergi borçlarının ödenmesi ve hava aracının 30 gün içerisinde bulunduğu yerden kaldırılması tebliğ edilecek. 30 günlük süre içinde işlemlerin yapılmaması halinde hava aracı ihale yoluyla satılacak.

Türkiye’deki özel girişimle kurulan müzeler için müthiş bir fırsat aslında. Umarım bu uçakların hepsi jilet olmanın ötesinde amaçlar için satın alınırlar.

Yayımlayan