UÇUŞLAR NE ZAMAN TEKRAR BAŞLAYACAK?

Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes bir şey söylüyor, herkes bir şey soruyor ama işin aslı kimse hiçbir şey bilmiyor. Ortalıkta dolanan bir virüs var. Aylardır neredeyse tek gündemimiz bu. Hepimizin hayatını çok doğrudan etkiledi ve artık hepimiz normalleşmek istiyoruz.

Her şey ne zaman normale dönecek, uçuşlar ne zaman başlayacak, her şey normale döndüğünde neler değişecek gibi sorulara da geleceğiz ama önce, neler oldu, neler değişti?

Neler oldu, neler değişti?

Ortada bir virüs var. Çin’in Vuhan kentindeki bir hayvan pazarında ortaya çıkıp yayıldığı söyleniyor ama bunun laboratuar ortamında geliştirilen yapay bir virüs olduğu komplo teorisi de çok popüler. Öyle ya da böyle İnsandan insana bulaşabiliyor ve ölümcül.

2019’un sonlarında Çin’de olup bitenleri yakından takip edenler dışında pek kimsenin haberi yoktu bu virüsten ya da umurunda değildi. Ama Ocak 2020’den itibaren hızlı bir yayılım göstermeye başladı. Şubat 2020’de dünyanın her yerinden virüsün hızla yayıldığı haberleri gelmeye başladı. 10 Mart’ta Türkiye’deki ilk vaka açıklandı. Sonra virüs ülkemizde de hızla yayılmaya başladı.

Hayatımızda birçok şey değişti. Önce Avrupa ülkelerine, sonra 40 küsür ülkeye daha uçuşlar durduruldu. Sonra tüm yurt dışı uçuşlar iptal edildi. Sadece belli şehirler arasında, belli gün ve saatlerde uçuş yapılacaktı. Her şey o kadar hızlı değişti ki.

Havalimanları kapatıldı. Havayolu şirketleri tüm filolarını yere indirdi. Tahliye uçuşları ve kargo uçuşları dışında havada hiç uçak göremez olduk. Peki, tüm bu yaşananlar şu ana kadar neleri değiştirdi, bize neler öğretti.

Her şeyden önce, bunu alakasız bir yorum olarak buraya koyuyorum. Dünyayı yönetenlerin bir halt bilmediklerini gösterdi tüm bu yaşananlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin ve daha nicelerinin hali ortada. Tüm insanlığın bu denli paralize olmasının altında yatan sebepte bu işte, ortada hızla yere doğru çakılan bir uçak var ve kokpitte oturanlar sadece ikide bir kemerlerinizi bağlı tutun, sıkı tutunun diye anons yapıp duruyor. Uçağı nasıl toparlayacaklarına dair hiçbir fikirleri yok.

Benim anladığım ilk şey bu oldu.

Koronavirüs’ün ortaya çıkardığı bir diğer gerçekse, milyar dolarlık havacılık sektörünün en kırılgan sektörlerden biri olduğu. Krize giren ilk sektör havacılık sektörü oldu ve muhtemelen krizden çıkan son sektör havacılık sektörü olacak.

Ve anladığım kadarıyla, uçağa binip 10-15 saat içinde dünyanın öteki ucuna gitme eylemini “ihtiyaç” olarak sınıflandıramayız. Bir çok şeyin yoksunluğunu çekebiliriz ama uzun zamandır kimse okyanus ötesi uçmuyor bildiğim kadarıyla ve, var mı bunun sıkıntısını çeken? Evet, ulaşım insanın temel ihtiyaçlarından biri ama bu haliyle değil imiş.

Şimdiden iflas bayrağını çeken şirketler var. Daha da artacak sayıları. Şirketler tarihi zararlar açıklamaya başladı. Alman bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Lufthansa, ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyuyor düşünebiliyor musunuz?

Lufthansa CEO’su geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada her saat 1 milyon euro kaybediyoruz demiş. Lufthansa üzerinden örnek veriyorum ama bu Lufthansa ölçeğindeki diğer tüm havayolu şirketleri içinde pek farklı sayılmaz.

Likitidesi sağlam ya da devletten destek alabilecek şirketler direnecek ama geri kalan ne kadar havayolu şirketi varsa tarihin tozlu sayfalarına karışacaklar ilerleyen aylarda.

Krizin şu ana kadar değiştirdiği bir diğer şey ise petrol fiyatları. Tüm dünyada petrol tüketimi ani bir düşüş kaydetti. Haliyle arz talep dengesi bozuldu ve sonuç olarak şu an fiyatı eksilerde. Bu petrol fiyatının eksilere düşmesinin anlamı da şu. Petrolü koyacak yer bulamıyorum, depolarım doldu. Gel beni bu dertten kurtar üstüne para veririm demek.

Tabii tahmin edebileceğiniz gibi bu kalıcı bir düşüş değil. Petrol tüketimi tekrar arttığında ya da üretim azaltılıp arz/talep dengelendiğinde acısını çıkaracaklardır.

Tüm dünyada uçuşlar durdu, otomobiller de durdu neredeyse. Bir depo benzin normalde 1 hafta yeterken kriz başladığından beri 15-20 gün dayanıyor. Evet şehirlerdeki hava kirliliği azaldı ama dünya genelinde karbon emisyonu sadece 5, yüzde 5 buçuk seviyelerinde azalmış.

Yani dünyanın daha az kirlenmesi için bireysel tedbirler yeterli değil belli ki. Araba ve yolcu uçağı dışında dünyayı kirleten daha bir çok şey var onlara mercek tutulmalı. Bu da krizin ortaya çıkardığı bir gerçekti.

Yeni uçak teslimatları ertelendi. Türk Hava Yolları, yeni uçak tipi Airbus A350’yi çoktan teslim almış olmalıydı biliyorsunuz ama diğer pek çok üreticinin, pek çok şirkete teslimatı ertelendiği gibi Türk Hava Yolları’nın A350 teslimatları da ertelendi. Bunun yanında üretimler de durdu. Otomotiv sektöründe olduğu gibi havacılık sektöründe de fabrikalar üretime ara verdi. 737 MAX ile zaten derin bir kriz yaşayan Boeing’de kriz derinleşti. Tüm dünyanın çarkları durdu kısacası.

Tüm bu yaşananların değiştirdiği bir diğer şey ise filo yapıları. Airbus A380 ve Boeing 747 topun ağzındaydı biliyorsunuz. İstisnalar dışında birçok şirket, bu uçakları filolalarından çıkarma işlemini hızlandırdı. Artık o çok verimli, ticari açıdan çok mantıklı ama bir o kadar da sıkıcı kompozit uçakları daha çok göreceğiz gökyüzünde.

Uçuşlar ne zaman başlayacak? Her şey ne zaman eskisi gibi olacak?

Virüsle baş etmenin 3 yolu var.

-Aşı bulunacak. Ve bu aşı ulaşılabilir olacak, tüm insanlığa yetecek kadar üretim yapılacak ve yeterli çoğunluk aşı yaptıracak.

-Virüse karşı belli sayıda insan bağışıklık kazanacak. Ki bu sürü bağışıklığı denilen olay

-Toplum ve davranışlar değişecek.

Tüm insanlık şu an 3. yolla baş ediyor virüsle. Davranışlarımız değişti, seyahat etmiyoruz, mecbur değilsek dışarı çıkmıyoruz ve bir arada bulunmuyoruz. Aşının bulunması ya da sürü bağışıklığı uzun yollar ve birçoklarına göre yıllar sürecek bir süreç.

Bu şartlar altında, her şeyin eskisi gibi olması da yıllar sürecek. Tüm davranış biçimimiz bu kadar değişmişken ve tüm insanlık virüs tehdidi ile paralize olmuşken 350 kişinin 10 saat aynı ortamda kalması mümkün mü sizce. 

Şu an bütün şirketler uçuşa başlamak için bir tarih verdi. Daha doğrusu tarih güncellemesi yaptılar iptalleri şu tarihe kadar uzattık dediler. Türk Hava Yolları 28 Mayıs dedi, Pegasus 15 Mayıs dedi örnek olarak. Ama bu tarihler yaklaştığında tekrar bir iptal tarihi güncellemesi olabilir.

Bunun yanında yavaş yavaş uçuşlara başlayan şirketler de var. Ama elbette sırf başlamak için başlanan uçuşlar bunlar. Yani belki bu yaz Türk şirketler de uçuşa başlayabilir ama sadece iç hat ya da bazı potansiyeli yüksek dış hat uçuşları başlar.

Yolcu psikolojisi de yaşananlardan çok olumsuz etkilenmiş durumda. Yapılan bir ankete göre, yarın virüs tehdidi ortadan kalksa, uçuşlar başlasa hemen uçmaya başlarım diyen yolcuların oranı sadece yüzde 14.

Peki her şey ne zaman eskiye döner sorusuna tekrar gelecek olursak. Aslında şu an bu sorunun cevabını kimse bilmiyor. Ne zaman ki virüs tehdidi tamamen ortadan kalkar. Yolcu psikolojisi tekrar seyahat etmeye elverişli hale gelir, şirketler de hem mali hem operasyonel olarak toparlanıp eski frekanslarına döner, işte o zaman herşey eskisi gibi olur. Ama bunun 2020’de olmayacağı çok net. 2021 sonu ya da 2022 hatta 2023 en iyimser tahmin diyebilirim.

Bu anormal durumda, yolcular arasında mesafe olması gerektiği için, haliyle uçaklar daha düşük kapasite ile uçacağı için, haliyle maliyetler çok yüksek olacağı için muhtemelen uçak biletleri de çok pahalı olacaktır. Öyle ucuza uçak bileti alıp da seyahat etmeyi unutun derim. Ayrıca zaten insanı canından bezdiren havalimanı prosedürleri, daha da artacaktır. Uçağa binmeden önce havalimanında geçirilecek sürenin 4 saate çıkacağı konuşuluyor.

Neler değişecek?

Binlerce insanın işi değişecek her şeyden önce. Tüm dünyayı büyük bir ekonomik kriz bekliyor ama bu krizden en çok etkilenecek olan sektörlerin başında havacılık geliyor. Zaten bazı şirketlerde kıyım başladı bile. British Airways binlerce kabin memurunu ve pilotu işten çıkarmaya hazırlanıyor. E tabii ki bunun devamı gelecek. 

Bundan sonra bir sermaye sahibi havacılığa yatırım yaparken daha çekingen olacak. Çünkü çok kırılgan dinamiklere sahip bir sektör ve çarklar durduğu zaman bile maliyetleri çok yüksek.

Mevcut şartlar altında havalimanlarında, uçak kabinlerinde sosyal mesafeyi korumak çok zor. Onun için gördüğünüz gibi konseptler geliştirildi. Ya işte ayakta yolcu taşımanın hayalini kuruyordu bazıları. Neler oldu neler… Bunların ne kadarı gerçek olur ne kadarı sadece bir çizim olarak kalır bilmiyoruz ama hem uçaklarda hem de havalimanlarında bazı fiziksel deşiklikler meydana gelecektir.